Çizgi roman sever misiniz? Ben çocukken çok severdim, üniversite döneminde dahi eski çizgi romanlarımı çevirir çevirir okurdum. Uzun zamandır bu keyfe ara vermiştim, zira “ciddi” şeyler okumaktan eğlence için okumaya fırsat ve enerji bulamıyordum.
İki yıl önce iş stresinden bulandığım bir dönem yine eğlence için okumaya karar verdim, ama roman vs. gibi sadece yazı içeren kitaplar bile yorucu geldiğinden eski dostum çizgi romanlara yeniden merhaba deyim dedim. Ne yazık ki geçen yıllarda kütüphanemde yeni kitaplara yer açmak adına yıllarca biriktirdiğim çizgi romanları atmıştım. En sevdiğim seri olan Barbar Conan’lar, Red Kit’ler, Superman’ler ve çok daha fazlası. Hatta Lemanyak, Lombak gibi dergilerin çok sayıda sayısı öylece çöpe gitmişti.
Piyasada şimdilerde ne var diye bakınırken Japonların manga denen çizgi romanlarının oldukça popüler olduğunu gördüm. Türkçeye çevrilmiş mangalar da vardı. Forumlardan vs bana hitap eden serileri araştırırken Death Note isimli bir seriyi keşfettim, hem Türkçeye çevrilmişti hem de 13 ciltlik yormayacak bir maceraydı. Ayrıca tüm ciltleri de piyasada bulunabiliyordu. Bir hevesle bu seriyi aldım, başlarda sardı da ama yarısına gelince hevesim kaçtı ve okumayı bıraktım. Hala kütüphanemde okunmayı bekliyor.
Geçenlerde d&r’ın sitesinde yeni çıkan kitaplara bakarken Türkçeye yeni çevrilen bir çizgi romanın tanıtımına geldim. İlk sayıları 1970’lerde çıkan Swamp Thing adlı serinin daha sonra yayımlanan yeni maceralarının birinci cildi Türkçe olarak basılmıştı. Korku eserlerini sevdiğimden bu ayın kitap alışverişi listesine bu çizgi romanı da ekledim ve bu akşam ilk iki bölümü okudum bile.
İzlenimlerim ise şöyle. Öncelikle baskı kalitesi çok üst düzey. Sayfaları kaliteli ve kalın kuşe kağıt, kapak parlak kartondan. Renkli bir çizgi roman olması benim için pek tercih edilir değil aslında. Çocukluğumda saman kağıda basılmış siyah beyaz çizgi romanlara çok alışmışım, renkli olunca aynı tadı alamıyorum nedense.
Hikayeye gelince, sıfırdan bir başlangıç sunmamış bu yeni seri 1970’lerdeki maceraların devamı olarak yazılmış. Hikayenin yaratıcısının kaleme aldığı önsözde ve ilk bölümde ise bu geçmiş döneme ilişkin bilgiler bulunduğundan öyle “noluyoruz yea!” demeye kalmadan konsepte ve hikayenin gelişimine ilişkin elimizde en azından aşinalık için veri bulunuyor.









