Gerçek hayat tiyatral değildir, mat ve tekdüzedir. Bir devlet kanalının zoraki çektiği, tüplü televizyonlardan izlediğimiz belgeseller gibi. Yayın renkli de olsa renkler soğuk ve bir biçimde resmidir, canlılıktan eser yoktur. “Yaşayan” insanların morgdakilerden farkı hareket edip sesler çıkarabiliyor oluşlarıdır. Bu koşullandırmalara bağlı hareketler ve kalıpları örtülü veya açık empoze edilmiş konuşmalar haricinde bir yaşam kanıtı sunmazlar. Bugün bunları insansı robotlar da yapıyor hem de pek çoğumuzdan daha başarılı bir samimiyet gösterisi içinde. Belki biyolojik olarak evrimleşmeye devam ediyoruz ancak ruhsal evrimimiz hırslarımızın çok gerisinde kaldı. İnsan popülasyonunun kaderi artık yeni nesil pillerin verimliliğine bağlı.
2020-01-16









