0
(0)

Taşıyamayacağımız yükler yükleniyoruz. Tutamayacağımız sözler veriyoruz.
Kendimize değil yalanlarımıza güveniyoruz.
Duvarlar örüyor, düşmanlar yaratıyoruz.
Erişilmesi anlamlı olmayan zorlu hedefler belirleyip ulaşamayınca kendimizi yetersiz hissediyoruz.
En çok kendimizle hasımız.
Bu yüzden en ağır yenilgiyi kendi elimizden yaşıyoruz.
Ruhumuz, hızına yetişemediği hırslarımızın ayakları altında eziliyor.
Kendimizi sevmeyi bilmiyor ama sevmediklerimize dahi sevdirmek istiyoruz.
Nefret ettiklerimiz aslında en kötü yanlarımızı yansıtan aynalardan ibaret.
İçimizdeki şeytandan korkuyor ama onun emirlerini de tatlı bir ninni gibi dinleyerek maddiyata koşullanmış yaşamlar sürüyoruz.
Uyanıkken de uyurken olduğundan daha farkında değiliz hakikatin.

Dikkatimizi vermiyor ama dikkate alınmayı bekliyoruz.
İsteklerimizi sıralıyoruz ama gerçekten neye ihtiyacımız olduğunun farkına varamıyoruz.
Ağdalı sözler paylaşıp, büyük laflar etsek de basit gerçekleri bile içselleştiremiyoruz.
Sahip olduklarımızın farkına varmadan tarifini bile yapamayacağımız bir mükemmele ulaşmaya çalışıyoruz.
Fanilikten ve ölümden dem vuruyor ama sanki sonsuzmuş gibi zamanımızı israf ediyoruz.
Ölümlü olduğumuzu biliyor ama öleceğimize inanmıyoruz. En büyük mutsuzluğu aslında ne olduğunu bilmediğimiz, tanımlayamadığımız bu yüzden de erişilmez olan bir mutluluğun peşinde beyhude yere koşarken yaşıyoruz.
Biliyoruz, söylüyoruz ama hayata geçiremiyoruz.

                                                   

Bu yazıyı beğendiniz mi?

Paunlamak için yıldıza tıklayın.

Ortalama Puan 0 / 5. Oy sayısı: 0

İlk oylayan siz olun.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir